• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
22 Aralık, Perşembe


Batının hedefi tek dil, tek para birimi, tek medeniyet - Özel

Uzman görüşü

A- A A+

Tarih boyunca eğitime çok değer veren ülkeler ve toplumlar “süper güç” olarak bilinmektedir. Değer vermeyenler ise sürünmeye mahkûmdurlar. Bunu Osmanlı imparatorluğu zamanında da görmek mümkündür. “Dünyaya güneş doğudan doğar, batıdan batar” ifadesi abes yere kullanılmamıştır. Ne yazık ki son yıllarda bu ifadenin anlamı tersine değişmiş oldu. Batı ilmi, medeniyeti Doğu’dan öğrendi. Yüksek maaşlar karşılığında Doğu’daki değerli bilim insanlarını ülkelerine davet etti. Batı ülkeleri dünyada en büyük değeri olan bilimi, enformasyonu elinde toplamayı başardı. Sonra Doğu’dan öğrendiği ilmi ve bilimi Doğu’daki insanlara karşı kullanmaya başladı. Doğu ülkelerini (İsrail hariç) yerle bir etti (Filistin, Irak, Suriye ve b.).

Para birimini (dolar), dilini (İngilizce), kültürünü (filimler diziler, bilgisayar oyunları)  bütün dünyaya yaydılar. Ürettikleri güçlü teknolojik araçlarla amaçlarına kolay bir şekilde ulaştılar. Zaten küreselleşen dünya dedikleri kavramı boşuna kullanmıyorlar. Doğudaki ülkelerde iktidarda olanların başı rüşvete, yalana, dolana karıştığı zaman, Amerika-İngiltere ve İsrail üçlüsü tek dili, tek para birimini dünyaya kabul ettirdiler bile. Nasıl mı yaptılar bunu; insan gibi yaşamak hakları elinden alınan, doğudan başını götürüp kaçan bilim insanlarının sayesinde başardılar. Öte yandan, bilimin değersizleştirildiği toplumlarda çok düşük maaş karşılığında çalışmak istemeyen bilim insanları Batı’ya kaçıp gitmek zorunda kaldılar. Halen bu süreç devam etmektedir. Üretmeden tüketen, ilimden bilimden habersiz olan, doğru eğitilmeyen insanların sayısının kaç milyon olması çok büyük bir önem kesp etmez zaten.

İngilizce dünya dili olarak kabul edildiği için gelişmemiş yâda gelişmekte olan ülkelerin tümünde işe kabul ola bilmek için en önemli koşullardan biridir. Bence herkes bunu kendine sormalı, neden bu kadar yaygın bir şekilde Arap dili öğrenilmiyor? Biz İngilizce’yi öğrenmek zorunda kalıyoruz, üstüne de sınavlara gire bilmek işin para ödüyoruz.

Batı güçleri birinci ve ikinci dünya savaşlarında insanları öldürüyorlardı. Son elli yılda ise öldürmekten çok insanları düşünen beyinden yoksun bırakmaya üstünlük veriyorlar. İlim adına ortaya hiçbir şey koymayan veya araştırıp güzel icatlar yapamayan milyonlarca insan yığınının kime ne faydası olabilir?

Batı ülkelerinde iktidarda söz sahibi olanlar anayasalarına uygun adımlar atar, milli menfaatlerini kendi menfaatlerinin üstünde tutarlar. Vatandaşlarda bunu doğal hakları olarak bilir ve talep ederler. Aralarındaki birlik beraberlikle uğurlu sonuçlara ulaşabiliyorlar. Doğu’da ise tam tersi, iktidarda söz sahibi olanlar anayasayı günde değiştirir ve kendi menfaatlerini milli menfaatlerden üstün tutarlar. Yöneticiler devleti bir aile şirketi gibi yönetiyorlar. Koltuk sevdası diktatör düzene neden oluyor. Tüm uğursuzlukların nedeni de ya muhalefet ya da dış güçler olarak gösteriliyor. Bence bunlara sormak gerekiyor dış güçler bu kadar güçlendiği zaman sizler hangi işlerle uğraşıyordunuz?

Öte yandan doğudaki insanların en büyük hastalığı tembellik ve aşırı duygusallıktır. İnsanlar çok emek sarf etmezler her işin kolayına kaçarlar. Bu nedenle kolay işlerin sonucunda yüksek verimlilik elde edemezler. Gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde üretim yok denilecek kadar azdır. Bilim insanları açlık sınırının altına yaşıyorlar. Bilim insanlarının maaşlarının azaltılması ilim adına kısır bir döngü yaratmak demek. Sonuçta siyaset, hukuk, eğitim, ekonomi, sosyal ve güvenlik alanlarındaki dengeler alt üst olur. Fakat herkes bir mucize bekliyor. Bunu herkes çok iyi bilmelidir ki, insanlar çabalamazlarsa, kendi haklarını savunmazlarsa hiçbir şey kendiliğinden iyiye doğru değişmeyecek. Gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde her şey Batı’dan satın alınan silahlarla Batı ülkeleri ile savaşmak kadar komik ve anlamsız.

Gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde iktidarlar tek çıkış yolunu eğitimsiz, dünya görüşü olamayan güvenlik güçlerinin sayını artırmakta görüyor. Bu da asla uzun vadeli bir çözüm olamaz. Zulümle, baskıyla devlet yönetmek nereye kadar? 

Sehavet Neciyev/ Eurasia Diary

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


loading...