• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
26 Ekim, Çarşamba


"Brexit’in kazananı Putin"

Eurasia Diary
A- A A+

Deutsche Welle’den Ingo Mannteufel yorumunda Kremlin’den gelen diplomatik tepkilere rağmen Rus yönetiminin Brexit kararından içten içe memnun olduğunu ve bu karardan kazançlı çıktığını belirtiyor.

Britanya'nın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının kazananları sadece Nigel Farange ya da Hollandalı Geert Wilders ve Fransız Marine Le Pen gibi Avrupa'ya şüpheyle bakan AB'deki diğer siyasetçiler değil. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Brexit sonucundan kazançlı çıkanlar arasında.

Putin'in bu çerçevede bir açıklama yapması muhtemel değil. Diplomatik açıdan ölçülü kelimeler seçerek tepki veren uluslararası devlet adamı gibi davranmayı tercih edecektir. Ancak Kremlin kontrolündeki kanallara, başkalarının kaybından duyulan sevinç ve timsah gözyaşları hâkim olacak. Zira Rus devlet medyası uzun süredir parçalanmış negatif bir Avrupa Birliği görüntüsü çizmeye çalışıyor.

Putin'in “Popülist Enternasyonali”

Büyük Britanya'nın Avrupa Birliği'nden ayrılma isteği birçok Rus vatandaşına Sovyetler Birliği'nin parçalanma sürecini hatırlatıyor. Her ne kadar Brexit kararı tarihi bir dönüm noktası olsa da Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte devlet düzeni ve ekonomik sistemin toptan çöküşü gibi bir çöküş Avrupa'da yaşanmayacaktır. Ne var ki Rus televizyon izleyicisinin gözünün önüne tutulan gerçeklik bu olacak. Kremlin propagandacıları, parçalanmış bitmiş Avrupa üzerine kocakarı masalları anlatacak. Rus halkının ilgisi böylece içerideki krizden uzaklaştırılacak ve Rusya'daki yönetici devlet memurları elitinin iktidar tekeli daha da sağlamlaştırılacak.

Rus siyaseti Avrupa'da - ya da eğer Donald Trump düşünülecek olursa ABD'de- popülist atmosferin yükselmesinin sebebi olarak görülemez. Nedenler daha ziyade demografik, siyasi ve sosyoekonomik etkenlerden oluşan toplam içinde aranmalı. Ancak Kremlin, popülist ve AB'ye eleştirel grupları destekleme yönündeki çabalarını geçen yıllarda belli etmeden artırdı. Bu yerine göre Rus-Çek bankasından Marine Le Pen'in partisi Ulusal Cephe'ye aktarılan kredi biçiminde oldu. Yerine göre de Rusya'daki uluslararası devlet medyasının Nigel Farage'ın Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) ya da 2014'te İskoç bağımsızlık hareketi hakkında dostane yayınlar yapması şeklinde gerçekleşti.

Avrupa'da -çoğu zaman sağdaki ama bazen de soldaki- popülist eğilimlerin güçlenmesiyle Avrupa'nın istikrar ve müzakere gücünün altı oyulmaya çalışıldı. Arkada yatan mantık şuydu: Avrupa'daki anlaşmazlıkların çoğalması, sadece Rusya için fırsatlar doğurmayacaktı. Başta en güncel sorun olan Avrupa yaptırımlarının yumuşatılması olmak üzere Avrupa Birliği ile müzakerelerde de olumlu sonuçlar hasıl olacaktı.

Rus dış politikası azami hedeflerine ulaştı

Brexit kararıyla birlikte Rus dış politikası Avrupa'daki azami hedefine ulaşmış oldu. Avrupa Birliği önümüzdeki yıllarda öncelikle kendi içiyle meşgul olacak. Avrupa Birliği'nin genişlemesi mevcut durumda artık düşünülebilir değil. Tüm Ukraynalılar, Moldovalılar ve Gürcistanlılar için kötü haber de bu zaten: Brexit kararıyla birlikte Avrupa Birliği'nin eski sovyet sonrası devletler ve Balkan devletleriyle genişlemesi çok çok uzaklara itilmiş oldu. Artık Ukrayna ve Gürcistan için vize şartının kısa vadede kaldırılmasını beklemek son derece zor.

Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın Avrupa perspektifi ilk etapta zarar gördü. Her ne kadar Avrupa Birliği'nde hiç kimse siyaset nezdinde kamuoyuna bunu söylemeyecek olsa da bu ülkeler dolaylı yoldan tekrar Rusya'nın tarihi olarak hak iddia ettiği “nüfuz bölgesine” geri itilmiş oldular. Tüm bunlar bakımından Rusya Devlet Başkanı Putin, net bir şekilde Brexit'in kazananları arasında yer alıyor.

Deutsche Welle\Ingo Mannteufel

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye