• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
5 Haziran,


Alman Federal Meclisi kararı üzerine - "Danke Schön Merkel"...

Eurasia Diary
A- A A+

Türk Medyasının Küresel Sorunları ve Çözümleri dersinde adeta Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde işlenen bir ders içeriği ile hem İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi hem de Üniversite alan dışı derslerinde öğrencilerimle bir arada oluyoruz..

Öğrencilerim bilirler. Hemen her dönemin ilk konusu ve final sorularının başlangıcı II. Abdülhamit Dönemi'dir. Sanırım bu satırları okuyan öğrencilerimin yüzlerinde şimdiden bir tebessüm oluşmuştur bile...

Sadece Hicaz Demiryolu Projesi bile, günün şartları doğrultusunda dikkatlice değerlendirilmesi gereken politik, ekonomik ve kültürel unsurlara sahip, sıra dışı bir konudur.

Osmanlı Devleti'nin Ortadoğu politikasını belirleyen, İsrail Devleti'nin kuruluş çabalarında İngilizleri tetikleyen, Arap ve Kürt isyanlarında etken, yine Osmanlı'nın Batı'daki müttefiği olarak kendine Alman İmparatorluğu'nu benimsemesinde rol oynayan, Haydarpaşa Garı'nın var oluş nedeni, günümüz siyasetçilerinin ilham kaynağı, Ordu envanterinin Almanlaşması, I. Dünya Savaşı'na katılmamızdaki gizli unsur olmasının yanı sıra, günümüzde "küreselleşme" dediğimiz kavramın bu coğrafyada 110 yıldan önce yaşanmış halidir... (Düşünsenize, Londra'dan trene binen bir kişi, İstanbul'a vardığında önce Pera'da alışveriş yapacak, Kapalıçarşı'yı gezecek, ardından Haydarpaşa'dan yine tren yolu ile Ürdün'e gidecek ve oradaki bir halı fuarından Kayseri'de dokunmuş halıyı alıp, Paris üzerinden Londra'ya geçecek... Küreselleşme en basit tanımıyla paranın, malların ve insanların özgürce dolaşımı değil miydi? ).

Neyse, Türklerin 2. vatanıdır Almanya... Türkiye'nin olmadığı yerde Almanya vardır Türkler için... Futbolu seven her Türk'ün tuttuğu bir Alman takımı vardır mesela. Almanya'nın yeri ayrıdır Türkler ve Türkiye için... Grundig'tir, Bayern'dir, Blaupunk'tur, BMW, Mercedes'tir, çikolatadır, şampuandır, ilk müzik seti, videodur, siyah-beyaz televizyondur, Karl - Heinz Rummenigge'dir Almanya! Almanlar bile anlamazlar çoğu kez onlara olan sevgimizi, bağımızı, nostaljimizi...

Kabadırlar çünkü çoğunlukla (Elbette 5 parmak 1 değil! Erasmus öğrencilerimin hakkını yiyemem). Üstelik hep kazık atmışlardır bize... Çanakkale'de, Hicaz'da, Solingen'de, Meclislerinde, iş yerlerinde, madenlerde, sokakta, havalimanında,Türkiye'nin Güneydoğusu'nda, Berlin'de, Köln'de, Avrupa Birliği'nde...

Hep alt kültür olarak görmüşlerdir Türkleri... Çantada kekliktir Türkler... Hitler bile Türkiye'ye saldırmadan Rusya'ya yönelmiştir II. Dünya Savaşı'nda (Yunanistan'ı işgal ettikten sonra). Bu arada, II. Dünya Savaşı'nın önemli bir bölümünde tüm o Alman uçak, panzer, denizaltı ve tanklarının ham maddeleri Türkiye'den gitmiş, İstanbul'da gaz odaları kurulmuş, Yahudileri taşıyan Struma gemisi, yine İstanbul'a alınmamış, Karadeniz'de Almanlar tarafından batırılmıştır.

Bugün bir çok Alman ve Avusturya üniversitesinde Türklerden halkla ilişkilerci olacağına inanmayan profesörleri vardır ...Hala sağlam faşisttirler anlayacağınız.

Balkanlarda Hırvatları kışkırtmışlardır örneğin. Yugoslavya parçalanırken müslümanların yaşadığı dramda başroldedirler esasında. Hem Türkiye'deki en güçlü gizli servis ağı hangi devlete ait biliyor musunuz? ALMANYA. Bu ülkedeki her sağlam kurumda bir Alman casus vardır. Vakıf, devlet, özel fark etmeksizin...

Bu Almanya'yı yücelten, seven, koruyan, kolluyan, hayran olan, adam eden, pis işlerini gören, attıkları kazıkları görmezden gelen Türkler değil mi? Gereğinden fazla değer veren Türkler değil mi?

1915'te Almanların neden olduğu karışıklığın bedeli de yine Türklere kaldı ya... Uzun lafın kısası, meclislerin bu konularda karar alma yetkileri yok... Ama hastası olduğumuz Arjantin, senede bir kaç kez kabul ediyor bu tasarıyı... Uruguay, Amerika, Rusya da öyle... 150'ye yakın ülke durmadan kabul ediyor zaten... Tarihçilerin işine karışıp, toplum mühendisliği yapmanın da anlamı yok ya...

Ama Danke Schön Merkel... Başından beri Almanya'nın gerçek yüzünü bizlere gösterdiğin için... Tıpkı Sarkozy gibi sen de duruşundan hiç ödün vermedin... İyi ki varsınız. Yoksa, bu saf toplum, halen Avrupa Birliği'ne gireceğine inanarak, siyasetçilerinin aracı olacağı bir yarım yüzyıl daha Batı'dan Andersen masalları dinleyecekti..!

 


Doç. Dr. Volkan EKİN İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi

 volkanekin@hotmail.com