• DüNYA
  • ÇATışMALAR
  • ANALITIK MERKEZ
  • UZMAN GöRüşü
  • RöPORTAJ
  • SIYASET
  • EKONOMI
  • TOPLUM
  • KüLTüR
  • SPOR
  • KüTüPHANE
  • EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
28 Ocak, Cumartesi
günün haberi
Bakan Kaya: Oraya giden çiftler boşanıp çıkıyor - Kapatacağız
Ukraynalı fotomodel Türkiye'de dehşeti yaşadı
Sürücü kurslarına hemzemin geçit dersi
Trump'tan Ankara'yı endişelendiren karar - Kürt kuşağı şüphesi
Çok acı! O anda telefonu çalmaya başladı
Yatağının altından 20 milyon dolar çıktı
Bakan açıkladı, acil servislerde danışmanlık hizmeti 6 ay içinde başlıyor
Sedat Peker, referandumu protesto edecekleri tehdit etti - VİDEO


Yusuf Doğan: Başkanlık sistemi ile İslamcı kesimin önü tamamıyla tıkanacak - Özel

Uzman görüşü

A- A A+

Saadet Partisi Erzurum İl Başkan Yardımcısı Yusuf Doğan Anayasa ve Başkanlık sistemi ile ilgili fikirlerini kaleme aldı. Eurasia Dairy analitik haber portalı o yazıyı okurlarıyla paylaşıyor.

Bugünlerde gündemimizi yoğun bir şekilde işgal eden konuların başında yeni anayasa ve başkanlık sistemi ön plana çıkmaktadır. Başkanlık sistemi içerik olarak, adilce bir idare yönetim olması halinde benimsenebilir.

Öncelikle bu sisteme karşı olmadığımı söyleyebilirim...

Kısaca yapılan bu Anayasanın artı yönlerinden ziyade bir o kadar da eksi yönleri de mevcuttur. 15 yıldır iktidarın eline darbe Anayasa'sının yerine şeffaf katılımcı her kesim tarafından benimsenen ve her kesim tarafından adil bir Anayasa diyebileceğimiz bir Anayasanın yapılması için adeta tarihi bir fırsat doğmuştur...

Tabiri caizse köprüden önce son çıkış diyebileceğimiz ve hep birlikte düzlüğe çıkmamız için yapılmalıdır. Şimdi tamiri mümkün olan bir Anayasa ile halka gitmenin, tamiri mümkün olmayacak bir Anayasa ile halka gitmekten daha hayırlı da olacağı kanaatindeyim.

Unutulmamalıdır ki yarın halkın onayına sunulacak ve pişman olabileceğimiz Anayasanın hiçbirimize faydası olmayacaktır. Mecliste geceli gündüzlü mesai harcanarak hazırlanan Anayasanın taslak şekli ile eksik ve yetersiz olduğu ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Bu Anayasanın ana teması birilerini koruma altına almak, birilerini zırha büründürmek, birilerini tek adam hüviyetine kavuşturmak olmamalıdır. Meclisin irade yetkisini elinden alıp birine tam yetki vermek ileride birçok zararları ve telafisi mümkün olmayan olayların doğmasına vesile olması mümkün gözükmektedir. Diğer bir şekli ile İslamcı kesimin bu meclise girmesinin önü tamamıyla tıkandığı da göz ardı edilmemelidir. Bir daha söz sahibi olamayacaklarını unutmamalıdır.

Bu sistemin geçmesine müsaade eden derin yapılar yarın da bu Anayasa diktatörlüğü beraberinde getirmiş diyerek ileri ki zaman da iç savaşı körükleyebilirler. Bu çerçevede, devletin ana görevinin ‘düzenleme ve denetleme’ olması gerektiğini bilmek lazım. Sistemin bütünüyle yeniden düzenleneceği bir köklü anayasa değişikliği gerekiyor. Maalesef bu değişiklik, bu zamana kadar başarılamadı. Gecekondu usulü parça parça değişim yapılıyor. Her değişim, başka değişimleri gerekli kılıyor. Nitekim tasarının gerekçesinde de bunu açıkça görebiliyoruz.

Peki, mevcut değişiklik ile ilgili kısaca nelere dikkat çekebiliriz?

Meclise getirilen tasarıyı incelediğimizde, öncelikle şunlar dikkatimizi çekiyor. 315 imzalı tasarıda, yasama çalışmalarının özensizliği dikkat çekicidir. Karışık sayfa numaraları, mükerrer imzalar, olduğu gibi yapılan taramaları örnek verebiliriz. Milletvekillerinin el yazıları ve imzaları artık herkes tarafından biliniyor diyebiliriz. Bu özensizlik, ‘burada yapılan değişiklikler, ileride çok daha büyük sıkıntılara yol açabilir’ endişesini doğuruyor.

Yardımcı milletvekilliği teklifi, komisyonda milletvekilleri tarafından reddedilmiş. Demek ki milletvekilleri, uygun görmedikleri bir maddeyi çıkarabiliyorlar. Buradaki tavsiyeler doğrultusunda da değişiklikler yapabilirler.

Başta, genel gerekçe çok güzel yazılmış. Biz de zaten yaklaşık bu gerekçelerle bir anayasa değişikliği istiyoruz. Ancak, madde gerekçeleri çalakalem yazılmış. İtinalı değil. Örneğin bir maddede, ‘tarafsız’ kelimesi eklenmiştir diyor. Madde gerekçesinde, tarafsızlık ne manaya gelir, ‘bağımsızlık’ ne manaya gelir, bunlar çok net ve delillere dayalı olarak izah edilmeliydi. Ondan sonra da ‘tarafsız’ kelimesinin eklenmesinin gereği anlaşılmış olurdu. Bu kalite yok!

Güvenoyu ve gensoru tarihe karışıyor. Hâlbuki bunlar önemli birer denetim mekanizmalarıydı. Kaldırılabilir ancak yerine bir şey konulmamış! Boşluk oluşmuş. Dolayısıyla, vesayetten kaçalım derken yepyeni bir vesayet tarzı gelebilir. Bu çok önemlidir. Cumhurbaşkanı, yardımcılarını ve bakanlarını kendisi belirliyor. Tamam, bir cumhurbaşkanı yardımcılarını ve bakanlarını kendisi belirlesin ancak bunların niteliği ile ilgili hiçbir tanım yok! Bir insan cumhurbaşkanı seçilirken birçok koalisyon oluşturur. Gizli, zımni veya açık ittifaklar yapar. Halk bunları bilmez. Çünkü halk cumhurbaşkanını seçer ve O’nu bilir. Peki, cumhurbaşkanı halkın istemediği birini yardımcı ya da bakan atarsa (atamak durumda kalırsa) ne olacak? Halkın inanç, düşünce veya değerlerine karşı biri getirilirse ne olacak?

Burada mutlaka bir denetim mekanizması olması gerekir. Halk belli sayıda bir imza ile ve Meclis belli sayıda bir oran ile güvenoyu ve gensoru verebilmelidir. Milletin bütçe hakkı en önemli haktır. Milletten toplanarak (ya da borçlandırılarak) elde edilecek parayı kim nasıl harcayacak? Tasarıda, cumhurbaşkanına oransal bütçe yapıp devam etme yetkisi verilmiş. Bu yanlıştır. Bütçenin mutlaka Meclis’ten geçmesi gerekiyor. Örneğin, reddedilen bütçe (belli bir zaman içinde) iki kez daha Meclis’e gönderilir. Üç kez reddedilen bütçe, gerekirse referanduma götürülebilir.

Referandumda bütçe reddedilirse, cumhurbaşkanı ve Meclis’in feshine karar verilmiş olur. Güç neredeyse tamamen cumhurbaşkanında toplanıyor. Bu olabilir ama denetim nasıl olacak? Bu kısım açık kalmış. Kontrolsüz güç, başta kişinin kendisine zarar verir. Onun için, bir şekilde denetlemenin olması gerekiyor. Gensoru ve güvenoyu mekanizmalarının olması gerekiyor.

Partili ve çok güçlü cumhurbaşkanlığı sistemleri, cumhuriyetin ilk yıllarında denendi. Bunun uygun olmadığı tecrübe edilerek bu günlere gelindi. Şimdi tekrar geriye o günlere gitme eğilimi var. Önemli olan sistemi doğru kurgulamaktır. ‘Onlar olunca yanlış ama biz olunca doğru’ diye bir şey olmaz.

Netice olarak, çok detaylandırmadan, değişiklik teklifinde üç husus ‘olmazsa olmaz’ olarak ortaya çıkıyor.

   

Atanacak cumhurbaşkanı yardımcılarının ve bakanların nitelikleri net olarak tanımlanmalıdır.

Bütçe Meclis’ten geçmelidir.

Güvenoyu ve gensoru mekanizmaları güçlü olarak getirilmelidir.

 

Not: Şu anda mevcut cumhurbaşkanımıza güvenerek bu değişiklikler göz ardı edilirse, yarın hiç beklenmeyen birinin (ya da birilerinin) vesayeti altında mazlum olma ihtimali doğar.

  • Etiketler:
  • Anayasa
  • Başkanlık

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


loading...





'); $('#subsForm').fadeOut(); } else { $('#subsResult').html('
'+message+'
'); } } ); }); });