• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
5 Ocak, Perşembe


NATO - Rusya: Jeopolitik Savaş - Özel

Kütüphane

A- A A+

NATO  Rusya: Jeopolitik Savaş “Doğu Avrupa’yı yöneten Kalpgah’a; Kalpgah’ı yöneten Dünya Adasına; Dünya Adasını yöneten dünyaya egemen olur.” Halford Mackinder'e ait bu söylem aslında Avrasya'nın dünya yüreği olduğunu her geçtiğimiz gün bir daha ispatlanıyor. Heartland jeopolitik teorisinin 20.ci yüzyılda söylenmesine rağmen henüz doğrulunu hiç kaybetmemiştir. Mackinder'in düşüncelerinde Doğu Avrupa belirli bir egemen öneme sahiptir. Kalpgah'ın (Heartland) kapısı Batı Karadeniz berzahıydı. Dünya adası denen megakıtanın tam ortasıydı.

1977-1981 arasında ABD başkanı Jimmy Carter’in savunma danışmanlığını yapan Zbigniew  Brezinski 1997 yılında yazdığı "Büyük Satranç Tahtası" adlı eserinde jeopolitikayla ilgili düşüncelerini şöyle ifade eder: “Avrasya, Amerika için jeopolitik bir ödüldür, yaklaşık 500 yıl boyunca Avrasyalı güçler ve bu bölgede bölgesel hakimiyet kurarak küresel güç olmaya çalışan uluslar arasındaki kavga dünya siyasetini belirledi, şu anda Amerika Avrasya’da rakipsizdir ve Amerika’nın küresel önceliği Avrasya’daki hakimiyetini ne kadar etkili ve ne kadar süre muhafaza edeceğine doğrudan bağımlıdır.”

Özellikle, Soğuk Savaş döneminde klassik "Heartland" jeopolitik teorisini prensip tutan ABD, Sovyetlerle (SSCB) ilgili Avrasiya'nın kalbinde global ölçekte jepolitika yürütdü.

Jeopolitik düşüncelerini ilerleterek Polonya'nın güvenliği üzerinde inşaa etmeğe çalışan Josef Pilsudski'nin asıl amacı Mackinder'in istediği gibi, Almanya ve Rusya'nın yaklaşmasını engellemeye hizmet ediyordu. Prometeciliği öne süren Jozef Pilsudski'ye göre bir yandan Baltık, Hazar ve Karadeniz havzaları boyunca Rusya'yı sıkışdırırken, diğer tarafdan Almanya ile Rusya arasında tampon bölge oluşdurulacaktır. Bu jeopolitik teoride mühim bir role sahip Polonya ise, Almanya ile Rusya arasındakı fay hattının tam ortasındaydı.

Prometecilik 1989 sonrasında yeniden doğdu. Polonya 1999 yılında NATO ve 2004 yılında Avrupa Birliği’ne (AB) katıldı. Rusyayanlısı ayrılıkçılarla mücadelede Kiev hükümetine en büyük desteği veren Varşova, Orta ve Doğu Avrupa’da NATO askeri varlığının güçlendirilmesi tezini savunuyor. Aslında şu anki Polonya siyasi yönetimi artık Pilsudski mirasına geri dönmektedir. Bunu kanıtlyacak bir çok olay yaşandı ve kısa zaman içerisinde devamı olarak, farklı şekillerde de yaşanacağı öngörülüyor.

Varşova Zirve Görüşünde alınan Jeopolitik Kararlar

2016 yılının 89 Temmuz tarihlerinde Polanya'nın baş kenti Varşova'da NATO'nun üst düzey konferansı gerçekleşdi. Konferansın gerçek tartışma konusu açıkca söylenmesede, asılında detaylar açıktır. Müzakere masasındakı dosyalardan da gözükdüğü gibi konferans'ın odaklandığı bir numaralı sorun Rusya'nın Batık ülkeleri, aynı zamanda Doğu Avrupa için yaratdığı güvenlik tehdididir. Tabiki, Varşova toplatısına katılan NATO üyesi bölge ülkelerinin asıl amacı Rusya'nın onlara karşı gerçekleştirebilecek her hangi bir tecavüzü önlemek ve bu hususda NATO'dan tam ciddiyyeti ile asgeri qaranti (5.madde) talep etmek idi.

"Neden NATO zirve görüşünü Polonya'da düzenledi?" sorusuna birkaç önemli cevap aktarabiliriz. Mesela: Birincisi, Polonya jeopolitik acıdan tarihi bir missiyon taşıyor ve Rusya'ya karşı oluşturulmakda olan, tampon bölge hattın en tepesinde gelen lider ülkedir. Tarihi jeopolitik çağırılara dayanan ABD sözde Polonya'nı Rusya'dan koruma adına kendi çıkarları, NATO'nun Avrupa'da varoluşu için bu ülkeni kesinlikle kullanmaktadır.

İkincisi, anglosaxon jeopolitik bakışına göre Polonya Rusya ve Almanya yaklaşmasını önleye bilecek ilk başda gelen ülkedir. Bunu kanıtlayacaq bazı tarihsel jeopolitik teoriler var. Örneğin, Halford Mackinder'in "Heartland" teorisi ve bu bakışdan kaynaklanan eski Polonya başkanı Pilsudski'nin ireli sürdüğü "Pilsudski Avrupası, veya Promotecilik" projesi buna kanıtdır.

Üçüncüsü, NATO (ABD) ekonomik yaptırımlarla kapana kısıtılmış Rusya'nın Avrupa enerji pazarına son girişimcilik projesi gibi etiketlenen "Kuzey Akımı2" projesinin iptalını hedefliyor. Bu doğal gaz projesinin Almanya ve Rusya birliğine hizmet etmesiyle paralel, onun Polonya üzerinden de geçmesi düşünülüyordu. 2019 yılına kadar tamamlanması kararlaşdırılan ve 55 milyar kübmetr ötürme kapasitesine sahip "Nord Stream2" doğal gaz projesi vasıtasıyla, Baltık denizinden geçmekle Rusya kendi doğal gazını Almaniya'ya ihrac edecektir.

Temmuz 89 tarihlerinde geçekleşen üst düzey Varşova (Polonya) NATO zirve görüşünden sonra alınan kararlara göre kısa süre içerisinde 3 NATO taburunun Litvanya, Letoniya ve Estonya'ya gönderilcek. Mesela, Polonya'da ABD askerleri olacaksa, Lituanya'da Almanya askerleri olacak.

Alınan kararlara bakdığımızda Jeopolitik durum gayet iyi anlaşılıyor. Muhtemelen Almanya'nı jeostrateji oyuna katmasında ABD'nin asıl hedefi tabiki, yoluna düşmekde olan Almanya ve  Asya ilişkilerini kilidlemekdir. Almanya uzun zamandır, Rusya'ya karşı uygulanan ekonomik yaptırımları kaldırmak için kararları etkileyebilecek bazı yollar denemektedir. Alman hükumeti ABD'nin etkisi ile Rusya karşı ekonomik yaptırımları durdurmasa da, ancak Alman şirketleri yeniden Rusya pazarına geri dönmektedirler. 2016 yılının açıklanan rakamlarına göre Rusya ve Almanya arasındakı iş adamlarının yatırdığı bir kaç ekonomik proje tutumu neredeyse 35 milyon euro olmuştur. 2015 yılında ünlü alman firması Bosch Rusya'da 10 milyon dollar değerinde fabrika kurduğunu, 2016 yılında ise, alman şirketi WILO Rusya'da çalışacağını duyurdu. Bundesbank'ın bildirilerine göre 2016 yılının ilk dört ayında sadece Almanya'dan Rusya'ya 1,1 milyar euro değerinde direk finansal yatırım gerçekleşmiştir.

ABD özel istihbarat organizasyonu Stratfor'un açıkladığı bilgilere göre Polonya, Orta ve Doğu Avrupa'da ABD ve NATO'nun Rusya'ya karşı öne sürdüğü siper ülkedir. Ve Polonya sürmekde olan bu enerji savaşlarında, daha net söylemek gerekirse, Avrupa Birliği'nin (AB) enerji güvenliğinde transit ülke olarak, hatta Rusya'nın sıkıştırılmasında da önemli çekiye sahip ülke olarak belirlenebilir. Stratfor kesinlike Varşova hükumetinin Rusya'nın Almanya'ya gidicek olan "Nord Stream2" projesinin karşısını almak için her şey yapacağını söylüyor.

Bilindiği gibi, Polonya'nın şu anki yönetimi ABD yanlısıdır ve bu ülkede Amerika Birleşik Devletleri ekonomik ve askeri şekillendirmeni bizzat kendisi hayat keçirmektedir. Muhtemelen böyle bir durumda Almanya'nın Rusya'ya yaklaşaması mümkün olmayacaktır, aynı zamanda Almanya Polonya'nı da kontrolünden çıkarmış olacak. Nitekim Doğu Avrupa'da yaşanmakda olan ve kısa zaman içerisinde daha da hızlanan jeopolitik değişiklikler, NATO ile Rusya arasında yaşanan jeostrateji ve jeopolitik savaş alanı gibi değerlendirebiliriz. Zira tüm olanları analiz ederek kesinlikle söyleyebiliriz ki, 2016 yılında Avrasiya mekanında tarihi "Heartland" teorisinin Rusyaya karşı sunduğu tampon bölge şartını şu an itibariyle ABD hayat geçirmek için her türlü çaba sarf etmektedir.

Farrukh Hasanov, Dış Politika Yazarı/Analist (Freign Policy Analyst)

1

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


loading...