• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
25 Ağustos, Perşembe


Balkanlıoğlu'ndan darbe yorumu: "Türkiye kurtulduysa demek ki, bölge kurtuldu" - Özel röportaj - VİDEO

Eurasia Diary
A- A A+

Uluslararası Avrasya Basın Vakfı Başkanı, "Eurasia Media Network" Kurucusu Umud Mirzeyev Türkiye'nin Ordu vilayetinin Valisi İrfan Balkanlıoğlu’yla mülakat gerçekleştirdi. Mulakatta Balkanlıoğlu, 15 Temmuz Türkiye'de yaşanan darbe girişimi, onun ülkenin gelecek siyasi durumuna etkisi, özellikle Ordu ilinin ekonomik potansiyeli ve turizm olanakları hakkında bilgi verdi. Eurasia Diary analitik haber portalı geniş mulakatı size sunuyor.

Umud Mirzeyev: 15 Temmuz hafızalarda Türkiye'de darbeye teşebbüs edildiği korkunç gün olarak kaldı. O günü nasıl hatırlıyorsunuz? Bu olayın gerçekleşmemesi mümkün müydü? Türkiye'yi karıştırmak isteyenlerin amacı neydi?

İ.Balkanlıoğlu: 15 Temmuz Türkiye tarihinde kara bir lekedir. Çünkü demokratik bir ülkede hükümet seçimle süreciyle seçilir. Süresi bittiğinde de yine sandık milletin önüne konur ve seçimle gelen seçimle gider. Ama uzun yıllar Türkiye tarihinde sözde bir adet var. Askerler Türk atasözü misali, kazan kaldırıyorlar. Bu ve diğer nedenlerle hükümeti ele almak istiyorlar. Tarih gösteriyor ki, böyle durumlarda tüm ordu bu harekete destek oluyor. Biz ona darbe diyoruz. Ama 15 Temmuz'da gerçekleştirilen darbe girişimi hem Türkiye halkına, hem de Türk ordusuna karşı yönelmişti. Türkiye ordusu yönetiminin büyük bir bölümünün bu girişimden haberi olmamış, onlar tabi ki böyle bir darbeye karşı olmuşlardır. Sadece ordu içerisindeki bir haydut grubu hem orduda yönetimi ele geçirmek, hem hükümeti devirmek ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti'ni ele geçirmek gibi bir girişimde bulundu. Ama hem ülke Cumhurbaşkanı'nın, hem de Türkiye halkının hoşgörüsü, aklı ve Allah'ın da yardımıyla bu haydutlar istediklerine ulaşamadılar. Halk onları desteklemedi. Başkan halka çağrı yaptı ve insanlar sokaklara çıktı. Tankların, topların önünde durdular. 10 binlerce insan bunu yaptı. Ve bu insanlar tankları ele geçirdiler. Haydutlar geri çekilmek zorunda kaldılar. Polisler ise bu haydutları ele geçirdiler. Halk da bu işte polise yardım etti. Girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Birer birer ele geçirildiler. Şu anda adalet karşısında cevap vereceklerdir. Ama bu olaylarda acı görüntüler de gördük. Şehitler verdik. Halka silahla ateş açıldı. Düşünün, dış düşmanlara karşı kullanmak için halkın parasıyla alınan silahlar aynı gün halka doğru çevrildi. Basit insanlara ateş açtılar, parlamentoya top attılar, polise saldırdılar, karakollara bomba attılar, 52 polisimizi şehit verdik. Ankara ve İstanbul'da miting yapan ve darbeye karşı olan insanlara ateş açıldı. Toplamda 250’ye yakın şehidimiz var. 1500-2000 yaralımız var. Ağır bir sonuç oldu bizim için. Ama halkın desteği ile hükümetin cesareti ile bu olay sadece bir acı durum olarak hafızalarda kaldı. Tehlike ve tehditler bitmediyinden halk ve hükümet uyanık.

U.Mirzeyev: Bu olaylardan 24 gün geçti. Türkiye'de küçüğünden yaşlısına kadar herkes ayak ayakta, meydanlardadır. Tehlike geçmedi mi? Meydanlardakı mesajlar kime yönelmiştir?

 İ.Balkanlıoğlu: Bu haydutlar koyun derisine bürünmüş kurt. Kendilerini istedikleri gibi gizleyebilirler. Kendilerini istenilen ideolojiye hizmet eder gibi gösterebilirler. Devlet sisteminde onların ilerlemesinin de ana nedeni budur. Hala tehlikenin olmasının nedeni onların içimizde olması. Onlar bir bir belirlendi, arınmadıkça tehlike ve tehdit bitmeyecek. İşte o yüzden biz rahat olamıyoruz. Çünkü senin en yakın dostun, koruman, güvenliğin hain olabilir. Seni korumak yerine sana saldırıyor. Seni hapsediyor. Bunu senin en yakınında olan insan, ailene giren insan yapıyor.

 U.Mirzeyev: Eğer bu darbe girişiminde  bulunanlar isteklerine ulaşsaydı ne olurdu? Mevcut coğrafyada yaşananları nasıl karakterize edebilirsiniz?

İ.Balkanlıoğlu: Çevremizde düzeni olmayan ülkeler var. Onlardan biri Suriye’dir. Halen iç savaş yaşanıyor orada. Irak, Afganistan, Libya'da da durum farklı değil. Düşünün, Türkiye o devletlerin durumuna düşebilirdi. Silahlı çatışmalar, polisle ordunun karşı karşıya gelmesi, sokak kavgaları kısacası iç savaşa yol açacaktı. Bunu kullanan PKK ise Türkiye'de terör eylemlerinin sayısını artıracak ve ülkeyi bölmeye çalışacaktı. Türkiye, Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan bu yana zulme maruz kalmış halklara yardım etti. Müslümanlarla birlikte, Hıristiyanlara, İspanya'dan kaçan Yahudilere. İstanbul'da Polenezköy denilen yer var. Orada Polonya'daki devrimden kaçan insanlar sığınmıştır. Beyaz Rusya’dan mültecilere de biz kucak açtık. Onlardan önce Çerkezler, Tatarlar, Çeçenler bizim ülkeye gelip sığınmışlar. Bulgaristan'dan, Sırbistan'dan Bosnalılar da gelmiş. Şimdi ise 2 milyondan fazla Suriyeli bize geldi. Biz onlara iltifat gösteriyoruz. Oysa Suriyeli mültecilere Avrupa'nın yaklaşımını gördünüz. Mültecileri neredeyse sınırda bırakacaklardı. Düşünün, eğer Türkiye’de bu olaylar yaşansaydı ne olacaktı?! Elinde silahı olan bir terörist gelip seçimle iktidara gelmiş birisine diyor ki, çık git burdan. Bu haydutlar devletin tüm sistemine dahil olmuşlardır. İşte bundan aldıkları güçle hükümeti tehdit ediyorlar, silahla saldırıyorlar. Günümüzde böyle durumlar asla yaşanmamalıdır. Türkiye kurtulduysa demek ki, bölge kurtuldu.

U.Mirzeyev: Türkiye'nin dostları da Türkiye gibi zor sınavdan geçtiler. Yaşananlar Türkiye'nin stratejik ortakları ile ilişkilerini nasıl etkileyecek?

İ.Balkanlıoğlu: İnsanlar zor günde belli olurlar. Biz zor günlerde destek olacağımız konusunda her zaman söz veriyoruz. Bu zor günlerde bazı dost devletler bu aşırı uçlarla mücadele etmek yönünde bize destek oldular. Ama bazı stratejik dostlarımız dediğimiz devletlerden biz bu desteği görmedik. Önemli olan da işte zor anda o desteği görmemizdi. Durum normalleştikten sonra dostluk mesajı vermek ise dostluğun ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Avrupa bizim için önemli olan bu testi geçmedi. Ama birçok devletler var ki, bize destek oldular. Çağrıda bulundular. Allah onlara yardımcısı olsun!

U.Mirzeyev: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı ile görüşmesi gerçekleşdi. Bu görüş menin nedeni neydi? Türkiye-Rusya yakınlaşmasının bölge için hangi sonuçları olabilir? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İ.Balkanlıoğlu: Ünlü Çinli filozof der ki, 1 düşmanın olması fazladır, 1000 dostun olması ise az. Yakın komşu ülkeler içinde dost olmayan ülkelerin fazla olması hiçbir zaman Türkiye'nin ilgisin içinde olmamıştır. Rusya da bizim uzun yıllardır dostumuzdur. Her alanda bizim işbirliğimiz, ticaret ilişkilerimiz olan bir ülkedir. Türkiye'nin stratejik projelerini destekliyor ve Türkiye'nin yüksek yönetimi ile Rusya yönetimi arasında iyi dostluk ilişkileri vardı. Ama iki kardeş arasında da bazen ihtilaflar, anlaşmazlıklar olur. Suriye konusu, krizi ortaya çıktığında fikirlerimizde ayrılıklar yaşandı. Çünkü Suriye bizim komşumuzdur ve oradaki istikrarsızlık bizi doğrudan etkiliyor. Örneğin 3 milyon göçmene Türkiye sığınak vermek zorunda kalıyor. Orada bizim soydaşlarımız da var. İşte bu yüzden biz müdahale etmek zorunda kaldık. Burada bir ihtilaf yaşandı. Ama yine de Türkiye, Rusya ile diplomatik ilişkileri sonuna kadar yürüttü. Hoş olmayan bir olay yaşandı. Bir Rus uçağı düşürüldü. Bu uçağın pilotu da katledildi. Ancak hükümet şimdi o konuyu bu son olaylardan sonra ciddi araştırıyor.

Ardı var ...

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye