• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
22 Mayıs,


Suriyeli Zeyd'in gözyaşları ve hayatını değiştiren çelme - Özel röportaj

Eurasia Diary
A- A A+

Ben ona yaklaşırken sakince kenarda oturmuş, küçük Zeyd'in başını okşuyordu. Babayla evladı nedense utanıyorlardı. Onlar dışarıdan kendilerine yönelik bakışların farkındaydılar. Osama Abdel Mohsen ve onun küçük oğlu Zeyd artık sıradan göçmen değiller. Onlar Suriyeli mültecilerin sembol kahramanlarına dönüşmüş durumdalar. İşte onların Bakü'de düzenlenen BM Medeniyetler İttifakının 7. Küresel Bakü Forumu'na davet edilmesinin temel sebebi de buydu.

Dünya, Mohsen ailesini Macaristan'da meydana gelen olay sırasında tanıdı. Macar gazeteci baba Mohsen’e çelme takdığı zaman küçük Zeyd babasının kucağındaydı. Her şey kameraların önünde yaşandı. Video, bir anda tüm dünya basın gündeminin birinci haberine dönüştü. Gazeteciye tepkiler arttı, kadın kameraman işten bile kovuldu. Mohsen ailesi ise bir anda ünlendi. Mohsen’e sorduğum ilk soru da sırf bu olayla ilgiliydi. Ondan akılda kalıcı ve anlamlı bir cevap da aldım: "O, gazeteciyi ben artık affettim".

Ama Suriyeli mülteci, o malum çelmenin olmayacağı taktirde onun hayatının da tamamen deyişmeyeceğini itiraf etti.

Çünkü o ve oğlu, Suriye'de 5 yıl önce baş gösteren iç savaş nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan 4,5 milyondan fazla insandan sadece biri olacaktı.

52 yaşındaki Osama Abdel Mohsen, ilk kez 2012 yılında Suriye'deki doğma Deir ez-Zor kentini eşi ve 4 çocuğu ile birlikte terk ederek Türkiye'ye geldi. Mersin'de yaşayan Mohsen ve ailesi ciddi mali sıkıntıyla karşı karşıyaydı. O, 2 çocuğunu da yanına alarak, kazanç ve daha iyi yaşam için Almanya'ya yola çıkıyor. Sırbistan'dan Macaristan'a geçtiği zaman polis onları durduruyor, işte bu an Abdel Mohsen küçük Zeyd’i kucağına alıp kaçmaya başlar. Bu zaman o hiç beklemediği bir hareket, kasti olarak yapılmış meşhur çelmeye maruz kalıyor. Çelmenin sahibi ise Macaristan'ın N1TV kanalının kameramanı Petra Laszlo adlı bir bayan olur. Tüm dünyanın şok olduğu bu görüntüler, bir anda Mohsen ailesini Suriyeli mültecilerin sembolüne dönüştürüyor. Olaydan şoke olan küçük Zeyd'in gözüyaşlı fotoğrafları ise uzun süre gazetelerin başlıklarını süslüyor.

Bu videoyu televizyonda izleyen İspanya'nın CENAFE (Futbol ve Salon Futbolu Antrenörlük Okulu) Başkanı Miguel Angel Galan, Osama Abdel Mohsen’in teknik direktör olduğunu öğrenir öğrenmez onu İspanya'ya getirmeye karar verir. Kısaca, Suriye'nin önemli futbol takımlarından birini çalıştıran Mohsen’in, şimdiye kadar defalarca Suriye Ligi’nde şampiyonluk ve kupalar kazandığını da hatırlatalım. Bir süre ise o hatta BAE’de de eğitmen olarak çalıştı. Bu olaydan sonra İspanya'dan gelen yetkililer Osama Mohsen’i çocukları Zeyd ve Muhammed'le İspanya'nın Getafe kentine, futbol okuluna davet ediyorlar.

"Savaş bitsin ve yakında vatanımıza dönelim"

Abdel Mohsen’le söhbetimde en çok duyduğum ifade işte bu oldu. Vatan hasreti gerçekten de Mohsen ailesinin kalbinde. Şimdi yüzleri gülse bile, Suriye'de savaşın acısını yaşamaya halen mahkum yakınları, hemşerileri için üzülüyorlar. Abdel Mohsen, sohbetine ilk olarak Suriye'de geçirdikleri son günlerle ilgili konuşmakla başladı.

"Deir ez-Zor bölgesinde antrenörlük yapıyordum. Al Fotuva takımında. Ama sonra yaşadığımız yer büyük bir cezaevine dönüştü. Protesto başladığında ilk günler ben de katıldım. İyi yaşam, iyi maaş ve bağımsızlık talep ettik. Sonra beni tutukladılar. 1 ay hapiste kaldım. Hapisten çıkınca hemen ailemi alıp ülkeyi terk ettim. Ben savaşa katılmadım, çünkü can almaktan nefret ediyorum. Eğer savaşa son verilirse, ailem için güvenli ortam oluşursa mutlaka ülkeme döneceğim. Halkıma yardım etmek istiyorum ". Ancak Mohsen, ülkesine geri dönmek isteyinin yakın zamanda gerçekleşeceğine inanmıyor. Çünkü onun düşüncesine göre, Suriye'de halen ulusal düzeyde uzlaşma sağlanması gerçekleşmiş değil.

Mohsen ve oğullarının Avrupa'ya sığınmak için ilk durakları Türkiye'nin Mersin şehri olur. O, Türkiye'de kendilerinin iyi karşılandıklarını söylüyor. Ama onların kendilerini geçindirmek için işe ihtiyaçları vardı. Ama bir süre iş arasalar da, uygun iş bulamıyorlar. Nihayet Mohsen, iş bulmak için Avrupa'ya yüz tutmaya karar veriyor.

"Denizi geçmekten dolayı 1000 dolar ödedim"

Abdel Mohsen, Avrupa'ya ulaşımın zor olduğunu bildiğini itiraf etti. Ve işte bu yüzden basit bir plan kurmuştu. İlk önce 2 oğlunu kendisiyle götürecekti, daha sonra eşini ve diğer çocuklarını yanına alacaktı. “Önce İzmir'e gittik. Beni deniz yoluyla Avrupa'ya geçireceklerine söz verdiler. Denizden geçmek için onlara bin dolar ödedim. Çocuklar için para vermedim, çünkü onlar henüz küçükler. Yunanistan'a denizden küçük bir gemi ile geçtik. Yolculuğumuz 4-5 saat sürdü. Oradan Makedonya'ya, daha sonra Sırbistan'a ve Macaristan'a geçtik ...

"O, gazeteciyi artık affettim"

Mohsen, Macaristan'da geçirdiği günlerle ilgili konuşurken biraz üzülüyor. Tam olarak Macaristan'da basit bir Suriyeli futbol takımı antrenörlüğünden bir anda ünlü bir kişiye dönüşmesine rağmen. "Macaristan'da çok zor günlerimiz oldu. Kameraman kadınla yaşanan olayı biliyorsunuz. Ben o zaman çok kızmıştım. Oğlum Zeyd 3 gün durmadan ağladı. Çünkü hastaydı ve çok korkmuştu. Ama ben o gazeteciyi affettim. Çünkü onun da çocukları var. Üstelik müslüman olarak dinimiz affetmeyi emrediyor. "Sohbetine devam eden Mohsen, Macaristan'da onları cezaevi gibi bir yere yerleştirdiklerini de söylüyor. Mohsen için değişen bir şey olmamıştı. Suriye'de de o cezaevi hayatı yaşamıştı. Sonra uluslararası kuruluşların yardımıyla Avusturya'ya, oradan ise Almanya'nın Münih kentine geldiler. "Ben Almanya'da 4 gün kaldım. Bu benim şahsi fikrim, Almanya'da göçmenlere iyi bakıyorlar. Orada bana İspanya'dan teklif geldi. Bana futbol antrenörlüğü önerdiler. Bu benim asıl işim olduğu için hemen kabul ettim. İspanya zaten futbolda Avrupa'nın en güçlü ülkelerinden birisi. Real Madrid ve Barcelona gibi takımları var. "

"İspanya'da mutluyum, ama burada da bürokrasi var"

Mohsen ve 2 oğlu artık 1 yıldır, İspaniya’da yaşıyorlar. O, buraya geldiklerinde onlara iş verildiğini ve kalmak için ev kiralandığını söylüyor. Ona gençlerin antrenörlüğünü yapmak görevi verildi. Çocukları burada okula gidip İspanyolca öğreniyorlar. Mohsen, onun için İspanya'da en çarpıcı noktanın İspanyolların ona karşı tutumu olduğunu söylüyor. "Onları görünce çok şaşırdım. Biri, ikisi değil, hepsi çok iyi insanlar. Nereye gidersem, sık sık duyuyorum: - Herhangi bir şeye ihtiyacın var mı? Biz sana nasıl yardımcı olabiliriz ?. Bu çok güzel bir duygu. Burada beğenmediğim sadece bir nokta var. O da bürokrasi. Çünkü bazı resmi makamlar çok yavaş çalışıyor. Almanya'da ise tüm işlemler saat gibi ve hızla çalışıyor. Burada ise maalesef, resmi kayıtlarımız için birçok belge toplamamız gerekiyor ".

"Zeyd, Ronaldo'yu görünce kendini kaybetti, sevincinden neredeyse ağlayacaktı"

Resmi belgelerin hepsinin tam hazır olmaması nedeniyle Mohsen şu anda profesyonel herhangi takıma antrenörlük yapamıyor. Şu anda 16-17 yaş grubundan oluşan bir eyalet takımında antrenör olarak çalışıyor .Ama en büyük isteğinin büyük ve ünlü takımlarda çalışmak olduğunu belirtdi.

"Belki bir gün Real Madrid takımının antrenörü olabilirim. Bir süre önce bizi davet ettiler. Takımın oyuncuları ve yönetimiyle görüştük. Zeyd, Ronaldo'yu görünce kendini kaybetti, sevinci yere göye sığmadı. Bizi kendi içlerinden birisi olarak kabul ettiler. Sizden ne gizleyeyim. Tabiri caizse beni ve ailemi burada yıldız yaptılar. Neredeyse her gün görüşme ve röportaj için teklif alıyoruz. Doğrusu artık bundan biraz yorulduk.

"Bana terörist diye iftira ettiler”

Mohsen'in ünlü olmasının bir diğer, hiç de hoş olmayan yüzü de daha sonra ortaya çıktı. Onu IŞİD terör örgütüne çalışmakla, hatta Suriye'deki Kürtlere karşı mücadele etmekte itham ettiler. Mohsen ise tüm bu iddiaların yalan olduğunu söylüyor. "Benim Suriye'de El Nusra terror örgütünün üyesi, IŞİD'le beraber hükümet kuvvetlerine karşı mücadele eden birisi olarak kaleme aldılar. Tuhaf olan şu ki, IŞİD ve El Nusra benim ailemin olduğu Deir ez-Zor kentine gelmeden önce biz orayı terk edip ülkeden gitmiştik. Belki, Suriye hükümeti bana öfkeli olduğu için böyle yalan bilgi yaydı. Suriye'ye bir Macar gazeteci gitmişti. Onun röportajında bile benim adım geçiyordu. Gerçi sonra aynı gazeteci bana telefon edip, benden özür diledi. "

Aile özlemi ne zaman sona erecek?

Mohsen ve 2 oğlu İspanya'da yaşadığı halde, eşi ve daha 2 çocuğu halen Türkiye’deler. Birkaç ay önce Mohsen onlara uğradı. Onların İspanya'ya yolculuk etmesi için resmi belgelerle ilgilenmiş. Mohsen, resmi belgelerin hazır olması için birkaç ay beklemeli olduğunu söyledi. "İlk fırsatta ailemi İspanya'ya götüreceğim. Çünkü vatan özlemi ile birlikte üstüne aile özlemi ile de ben yaşayamam. "

Not: Röportaj boyunca küçük Zeyd elindeki tablette oyun oynuyordu. Morali çok iyiydi. Ara sıra başını kaldırıp babasının endişeli cevaplarını kısa da olsa dinliyordu. Mohsen İngilizce cevap veriyordu. Ama yüzünün cizgilerinden ne dediğini anlamak küçük Zeyd için de öyle zor değildi. Abdel Mohsen’le röportajın sonunda sadece bir cümle kullandım. Mohsen de sözümü sakin bir gülüşle karşıladı: - "Küçük Zeyd artık ağlamıyorsa, demek ki geleceğe umut var. Ümit etmeye devam edin, sevgili Mohsen! ".

Muhabir: Ayaz Mirzayev