• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
2 Mayıs, Pazartesi


"Karabağ çatışmasının yeniden çıkmayacağını kimse garanti edemez" - Bahar Muradova

Eurasia Diary
A- A A+

Eurasia Diary'nin "Karabağ'da savaşın yeniden tekrarlanmayacağına kimse garanti veremez" - Azerbaycan Parlamentosu Başkan Yardımcısı Bahar Muradova ile Özel röportajı.

Dağlık Karabağ sorunu Nisan başından itibaren sadece Azerbaycan ve Ermenistan'ın değil, tüm dünyada medyanın ilgi odağı. Temas hattında neredeyse her gün çatışmalar çıkıyordu ama bu kez ateşkes ilan edildikten 22 yıl sonra ilk kez bu kadar büyük hacimli savaşlar meydana geldi. Başkan spiker bu güncel konularda Avrasya Günlüğü analitik portalının (EurasiaDiary) sorularını yanıtladı.

EurasiaDiary: Bahar hanım 2-5 Nisan tarihlerinde cephe hattında meydana gelen olayları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu olayların Azerbaycan tarafından nasıl göründüğünü sizden duymak isteriz.

Başkan Sözcü: Ermenistan ordusunun cephe hattındaki provokasyonları uzun yıllardır devam ediyordu. Biz her gün Savunma Bakanlığının basın için yapdığı bildiride ateşkes hattının her gün defalarca ihlalini, aynı zamanda, Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin Ermenilerin bu girişimlerinin önünü nasıl aldığını duyuyorduk. Ama bu kez tahribat o kadar geniş kapsamlı ve şiddetliydi ki, mutlaka yeterli düzeyde cevap verilmek zorundaydı. Üstelik, Azerbaycan ve Ermenistan Cumhurbaşkanlarının ABD'den seferden döndüklerini dikkate almak gerekliydi ve bu tahribat da bu zaman yaşandı. Sanırım, tahribatın tam olarak aynı anda uygulanması tesadüfi değildi.

EurasiaDiary: Peki neden bu askeri çatışma bu kadar şiddetli ve geniş çaplı yaşandı, dünyanın dikkatini çekdi?

Bahar Muradova: Çünkü temas hattının Azerbaycan topraklarındanki bölümünde çok sayıda sivil yaşıyor. Ama temas hattının Ermeniler tarafından kontrol edilen kısmında, özellikle işgal altındaki Karabağ çevresi bölgelerde sivil nüfus yaşamıyor. Orada sadece Ermeni askerler görevlidirler. Bu da provokasyonun Ermenistan tarafının çıkarlarına cevap verdiğini gösteriyor. Çünkü böyle provokasyonlarda Azerbaycan nüfusu zarar görüyor. Azerbaycan ordusu da işte sivillerin güvenliği sağlamak için bu tahribatın önünü bu düzeyde aldı. Aynı zamanda daha bir önemli neden de tahribata yeterli düzeyde cevap vermekti. Biz Azerbaycan olarak sorunun çözümü ile ilgili AGİT Minsk Grubu aracılığı ile görüşmelere katılarak Ermenistan'a yapabilecegimiz en büyük kolaylığı sağlıyoruz. Barış görüşmelerini destekliyoruz.

Eurasia Diary: Biz, çatışma yeniden alevlendikten hemen sonra tarafları bir an önce ateşkese çağıran esas arabulucu ülke olarak Rusya'yı gördük. Genel olarak, sizce Rusya'nın bu sorunun çözümünde hangi çıkarları var ve Moskova, sorunun çözümünde hangi önemli adımlar atmıştır?

Bahar Muradova: Rusya, Karabağ sorununun çözümü sürecinde ciddi etki yapabilecek ülkedir. Bu süreçte ciddi etki ediyor ve görünen, bundan sonra da edecek. Hem AGİT Minsk Grubu eşbaşkan ülkesi, hem de Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarının geri iade edilmesi konusunda 4 karar kabul eden BM Güvenlik Konseyi 5 üyesinden biridir. Bölgeyle ve bu durumdan çıkış yolları ile bağlı açık düşünceleri  olabilecek, bu sorunun çözümünde ise kendi çıkarları olan ülkedir. Biz topraklarımızın işgalden kurtulmasını, egemen hukuklarımızın, insanların kendi yurtlarına dönmesini, Karabağ'da hem etnik Azerbaycanlılar, hem de etnik Ermeniler için eşit koşullar yaratmak istiyoruz. Üstelik, bu sorunun çözümü sadece Azerbaycan ve Ermenistan'ın iradesinden değil, artık uluslararası güçlerin, aracıların etki imkanlarına bağımlı oldu. Son olarak aracıların aktif şekilde sürece katıldıkların biz 2-5 Nisan olaylarında da gördük. Rusya'nın girişimiyle Moskova'da her 2 ülkenin genelkurmay reisleri ateşkes yeni belge imzaladılar. Azerbaycan ordusu Ermenistan yönetiminin iddia ettiği gibi sözde Karabağ rejiminin ordusuna karşı değil de Ermenistan ordusuna karşı savaşıyor. Ermenistan Genelkurmay Başkanı ateşkese imza atmakla bunu bir daha doğrulamış oldu. Oysa uzun yıllardır Ermeni tarafı tam aksini iddia ediyordu. Öte yandan olaylar zamanı Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın güvenlik kurulu toplantısını gerçekleştirmesi, bütün bir gün ülkenin savunma Bakanlığı'nda oturması, daha sonra Dağlık Karabağ'a ziyaret etmesi bir daha çatışma tarafının Ermenistan olduğunu gösteriyor.

Eurasia Diary: Karabağ sorununun çözümü süreci gecikiyor. Bu da haklı olarak resmi Bakü'nün ciddi itirazına sebep oluyor. En çok seslenen tekliflerden biri de sorunun çözümü ile ilgili aracılık enstitüsünün değiştirilmesidir. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Genellikle şimdi oluşmuş bu yeni durumda aracılar hangi acil adımlar atmalıdırlar?

Bahar Muradova: Geçenlerde AGİT desteği ile Almanya'da yapılan önemli bir etkinlikte bizim heyet de yer aldı. Bu etkinlik dünyada mevcut sorunların bir dizi çözüm seçenekleri ele alındı. Aynı şekilde, Karabağ sorunu etrafında yeniden tartışmalar yaşandı. Ama bizim dikkatimizi çeken en önemli nokta son olaylar uluslararası kamu oyuna, aynı zamanda AGİT'deki ruh haline etki gösterdi. AGİT üyesi ülkelerin temsilcileri açıkça, Minsk Grubu eşbaşkanlarının aktif pozisyon göstermeli olduklarını ifade ettiler. Sorunun çözümü uzun süre tutulamaz, kısa sürede çözülmelidir. Beni ilgilendiren en temel sorun siyasi uzmanların pozisyonuydu. Onların söylediklerinden elde ettiyim en önemli izlenim Karabağ'da sınırları değiştirmeden çeşitli etnik gruplar, dini toplulukların bir arada yaşamalı olduğudur. Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne zarar vermeden geniş özerklik hakkı verilebilir. Müzakerelerin sonucunda seslenen bu fikir çok önemlidir.

Eurasia Diary: Bahar hanım, 2-5 Nisan tarihlerinde yaşanan savaşlar yeniden tekrarlanabilir mi? Bunun yaşanmaması için Ermeni tarafı ve aracılar ne yapmalıdırlar? Yeniden çatışma yaşanırsa sorumluluk kimde olacak?

Bahar Muradova: Azerbaycan'ın toprakları cebren işgal edilmiştir. Yıllar içinde de işte cebren işgal altında tutuluyor. Ermenistan birlikleri orada olmasa tecavüz nasıl devam edebilir?! Bizi saldırmamaya çağıranlar, karşı taraf böyle bir adım attığında sadece susuyorar. Maalesef, uluslararası deneyim, bu tip sorunların barış yoluyla çözümünde uluslararası kamuoyunun başarılı olamadığını gösteriyor.

Ama eğer biz dünya kamuoyundan etkinliği göremezsek, Ermenistan tarafı ise provokasyonları devam etdirecekse, biz kendi haklarımızı kullanarak nüfusumuzun güvenliğini korumak ve toprak bütünlüğünü sağlamak için tüm imkanlarımızı kullanacağız. Tabii ki, bu zaman sorumluluk Ermenistan'ın askeri-siyasi yönetiminin üzerine düşecek.

Röportajı gerçekleştirdi: Ayaz Mirzayev