• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
8 Nisan, Cuma


Rusya ve Türkiye ilişkileri dostluk üzerine değil, karşılıklı çıkar ilişkisine dayanmalı - Özel

Eurasia Diary
A- A A+

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü  Hilmi Özden gerilimde olan Rusya-Türkiye ilişkileri konusunda Avrasya Günlügü’ne mülakat verdi.

Avrasya Günlüğü: Rusya ve Türkiye arasındaki gerilim ne zamana kadar devam edecek?

Hilmi Özden: İki tarafta imparatorluk kültüründen geldiği için gerilim bir süre daha devam eder. Başlangıçta kimse geri adım atmak istemez. Zamanla taraflar yumuşar. Uluslararası ilişkiler çıkara dayanır. Her kaos risk ve fırsatları beraberinde getirir. Biz Türkiye olarak iyi gün dostluğuna güvenip doğalgazın yarıdan fazlasında Rusya’ya bağlıydık. Hatta enerji altyapımızda da Rusya’ya bağımlı hale geldik. Bu kriz Türkiye için bir fırsattır. Millî güvenlik açısından bu Türkiye’ye uyarıdır. Hayati öneme haiz ithalatta (enerji ürünleri gibi) alış yerleri çeşitlendirilmelidir. Depolama kapasitesi artırılmalı, alternatif enerji kaynakları devreye sokulmalıdır.

Son gerilim neticesinde Türkiye 1 milyar dolarlık ihracat zararına uğramıştır. Yaklaşık 1-2 milyar dolarda turizm gelir kaybı vardır. Rusya’dan inşaat ihalesi de alamıyoruz. Rusya doğalgazı Türkiye’ye satamıyor, nakil hatları Türkiye üzerinde onlarda büyük sıkıntı içindeler. Rusya doğalgazını Ukrayna üzerinden de gönderemiyor. Üstelik İsrail doğalgazını üretip Türkiye üzerinden Avrupa’ya pazarlamak istiyor.

Rusya’da nüfus yaşlanıyor. Avrupa’nın da Rusya’nın da genç nüfusa ihtiyacı var. Bu ülkeler bu ihtiyaçlarını genç, eğitimli Türkiye’den mi sağlayacaklar yoksa genç, eğitim düzeyi düşük bırakılmış Afrika’dan mı?

Rusya ve Türkiye arasındaki son gerilim ‘dış politikanın’ dostluk üzerine yürütülemeyeceğini, karşılıklı çıkar ilişkisine dayandığını çok net olarak göstermiştir.

Avrasya Günlüğü:  Sizin düşüncelerinize göre ilk önce hangi taraf taviz vermeli veya barışa adım atmalı?

Hilmi Özden: Karşılıklı olarak dış politikada sert bir tırmanma meydana geldi. Özellikle bunu Rusya hızlandırdı. Rusya hangi hızla tırmandırdıysa o hızla düşürmelidir. Türkiye’nin herhangi bir kastı yoktur: Kimliği tespit edilmeyen, defalarca ikaz edilen ve hava sınır ihlallerinden vazgeçmeyen bir uçağın düşürülmesi söz konusudur. Uçak Rus uçağı olduğu için değil Millî güvenlik açısından düşürülmüştür. Dolayısıyla Rusya yumuşama adımlarını atmalı, Türkiye cevap vermelidir. Bu sert gerilimde Putin’in şahsi kişilik özellikleri de rol almaktadır. Putin rövanş almaktan vazgeçmelidir. Dış politika kişilerin rövanş alanı değildir. Dış politikada fevri davranılamaz.

Winston Churchill’e atfedilen şu söz dış politika açısından önemlidir: ‘İngiltere’nin ebedî dostları ve düşmanları yoktur. İngiltere’nin çıkarları vardır.’

Ülkeler arası ilişkilerde çıkar dengelemesi ile sorunlar çözülebilecektir.

Avrasya Günlüğü:  Neden uluslararası örgütler ve devletler bu gerilimin sona ermesi için yeteri kadar çaba sarf etmiyor?

Hilmi Özden: Bu örgütler ve devletler kim onları bilmek gerekiyor. Yüz yıl öncesine gidelim. Osmanlı’nın Ortadoğu topraklarının bölüşüldüğü dönemleri hatırlayalım. Dönemin güçlü ülkeleri İngiltere ve Fransa’dır. Rusya ve Amerika antlaşmalarda bile gözlemci sıfatı taşımaktadırlar. Bir asır sonra ise, yani bugün, sahada İngiltere ve Fransa’nın etkinliği güçlü değildir. Uluslararası oyun kartları yeniden dağıtılmak isteniyor. Rusya ve Amerika geçen yüzyılda sahadaki etkinsizliğini günümüzde telafi etmeye çalışıyor. Ortadoğu ve Türkiye dünya enerji kaynaklarının kavşağıdır. Rusya ve Amerika bu bölgede sürekli olarak krizlerin büyütülmesini istemektedir. Böylece kendilerine ihtiyaç duyulsun bu iki gücün antlaşması neticesinde yapay olarak oluşturulan problemler çözülerek dünya kamuoyunda meşruiyet kazanabilsinler. Uluslararası örgütlerde maalesef bu büyük güçlerin piyonları olduğu için olaylara aktif olarak müdahil olamazlar.

Avrasya Günlüğü:  Bu krizde en çok kaybeden taraf kim oldu?

Hilmi Özden: Kayıplar karşılıklıdır. Kısa vadede Türkiye kaybediyor görünüyor (Turizm, bavul ticareti, inşaat sektörü, meyve-sebze ihracatı). Uzun vadede bu ters dönecek Türkiye kayıplarını başka ülkelerden telafi edecektir (2014 doğalgaz ithalatımızın %56’sı Rusya, %19 İran, %9 Azerbaycan, %9 sıvılaştırılmış doğalgaz Cezayir). Bu rakamlar zamanla Rusya aleyhine değişecektir. Fakat gelecek 10 yıl içerisinde Türkiye’nin doğalgaz açığını dengelemesi, elektrik üretimini doğalgaz dışı kaynaklardan sağlaması, nükleer santrallerinin inşasında Rusya’ya bağımlı olmaması gerekmektedir. Doğalgaz depolama kapasitemizin artırılması kriz zamanlarında önemli bir destekleyici unsur olacaktır. Turizmden kaybettiğimiz gelirler zamanla bizim turizm beldelerimizin dünyanın en güzel bölgeleri olması sebebiyle turist ihtiyacı kısa sürede karşılanabilecektir. Şunu da ifade etmek gerekir ki son krizde esas sebep Rus uçağının düşürülmesi değil, Rusya’nın kırımı ilhak etmesinin Türkiye tarafından tanınmamasıdır.


Prof. DR.Hilmi Özden - Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü (ESTÜDAM)