• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
11 Kasım, Cuma


"Rakka'ya neden Rusya ile girmeyelim?" - Kayahan Uygur

Analitik Merkez

A- A A+

Güneş gazetesinin yazarı Kayahan Uygur “Rakka'ya neden Rusya ile girmeyelim?” sorusunun yanıtı ile ilgili tezlerini bu günkü yazısında okurlarıyla paylaştı. İşte Kayahan Uygur'un o yazısı…

ABD,  Suriye’de PKK (ve Suriye kolu PYD) ile ortaklık yapmaya devam ettiğine göre bölgesel politikamızı yeniden düşünmekte yarar var. ABD seçimlerine az bir süre kala Washington yönetimi ısrarla PYD ile ortaklık yapıyor ve önümüzdeki günler için tasarlanan Rakka operasyonunda PYD ile birlikte davranacaklarını söylüyor. Bu projeyi bizim kabul etmemiz mümkün değildir ve bu konuda Türkiye’nin resmi tutumu ABD’ye iletilmiştir. Ancak, bence ABD’ye “orada PYD varsa biz yokuz” demek de yeterli değildir.

ABD’ye mecbur muyuz?

Sadece ABD değil, Rusya da DEAŞ’ı çıkarmak için Rakka’ya bir kara operasyonu yapmayı düşündüğüne göre neden Moskova ve müttefikleriyle birlikte davranmayalım? Bizim için önemli olan kendi ülkemizi ve halkımızı teröre karşı koruyacak önlemler almaktır, ABD stratejilerine yedek lastik olmak devri artık bitmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin PKK terörüne karşı mücadelesine kim destek verirse onunla beraber olmamız mantıklı değil mi? PKK ile birlikte çalışan ABD ile ittifak ilişkisi ise giderek bizim boğazımıza dolanan bir yağlı urgana dönüşüyor. Artık TÜSİAD dâhil kamuoyunun da bunu anlamasının zamanı gelmiştir.

Açık konuşalım, terör örgütü PKK’yı Rakka’ya yerleştirecek bir operasyon Türkiye’ye karşı düşmanca bir tavırdır. DEAŞ bu işin bahanesidir. ABD’nin amacı Suriye’ye demokrasi falan getirmek de değil, bu ülkeyi bölmek ve orada bir PKK terör devleti kurmaktır. Washington yönetiminin amacı olayların başladığı 2011 yılından beri buydu ve bu olmuştur. Ama Amerikalılar bu stratejik projelerini adım adım hayata geçirirken çok ince politikalar uygulamış, yalan ve sahtekârlıklarla gerçek niyetlerini gizlemişlerdir.

ABD, artık terör örgütüyle ilişkilerini açıkça itiraf da ettiğine göre terörist dostu olanlara silah ve kurşunları kendi elimizle teslim edemeyiz. Bu konuda aynı tavır devam ederse ABD seçimlerinden sonra ülkemizde giderek birer terör yuvası haline gelen ABD’nin üs ve tesis kolaylıklarına karşı da gerekli önlemler alınmalıdır.

Teröristlerin silah arkadaşları

David İgnatius’u hatırlarsınız, kendisi Cumhurbaşkanımızın dönemin İsrail lideri Şimon Perez’e karşı ünlü “one minute” konuşmasını yaptığı toplantının moderatörüydü. Aynı zamanda bir köşe yazarı olan David Bey bakın Washington Post’ta 25 Ekim’de ne yazmış:

“YPG (PKK’nın Suriye’deki silahlı kolu) benim için çok özeldir. Çünkü Mayıs ayında onların bazı savaşçılarıyla ABD Gizli Güçleri’nin Suriye’nin Kuzeyindeki bir eğitim kampında tanışma fırsatı buldum. Onların DEAŞ’a karşı savaşta son erkek hatta son kadın askerleri kalıncaya kadar mücadele ettiklerini öğrendim. ABD Özel Operasyon subayları onların savaşta gösterdikleri işi derin bir saygıyla övdüler, aralarında göğüs göğüse mücadelede oluşan bir silah arkadaşlığı doğduğunu söylediler. “

ABD askerleriyle terörist PKK arasındaki yakın silah arkadaşlığı yeni değildir tabii. En azından Kandil’in ABD’nin Çekiç Gücü tarafından kurulduğu 1990 yılına kadar gider. Bu arada gazeteci David Bey, Mayıs ayında ABD’nin YPG’den bir grubu Adana’ya getirerek İncirlik’teki FETÖ’cü subaylarla görüştürdüğünü de yazmıştır. Bütün bu itiraflar,  15 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nı ortadan kaldırmak isteyen katillerin aslında kim olduklarını bir kez daha kanıtlıyor. Ayrıca, ülkemizde PKK’nın öldürdüğü asker, polis, korucu ya da sivil her vatandaşımızın teker teker hesabını vermesi gereken güç de son analizde ABD yönetiminden başkası değildir.

Tel Abyad işin merkezi

Bu durumda ABD’nin Rakka’ya PKK’yı yerleştireceği bir operasyona karşı Türkiye’nin sessiz kalması mümkün olmayacaktır. Hemen sınırımızdaki Tel Abyad bölgesinde PKK ile ABD’nin Rakka operasyonunun hazırlıkları yapılmaktadır. Nüfusunun yüzde 95’inin Arap ve yüzde 5’inin Türkmen olduğu Tel Abyad’da PKK’nın Amerikan desteğiyle sürdürdüğü soykırım ve etnik temizlik de devam etmektedir. Burada üslenen teröristler ara sıra Türkiye’ye de sızarak eylemler yapmaktadır ve bu yöredeki PKK varlığı Türkiye’nin güvenliğine karşı ciddi bir tehdittir.

Öte yandan, PKK teröristleri ABD Özel Kuvvetleri’nin paralı askerleri olarak Musul ile Rakka’yı birbirine bağlayan karayolunu kontrol etmektedirler. Bilindiği gibi Musul’u kuşatan ABD liderliğindeki koalisyon,  kuşatmanın Rakka’ya doğru olan tarafını açık bırakıp DEAŞ teröristlerini o tarafa doğru yöneltmeyi düşünmektedir. ABD’nin A ve B planları açıktır, eğer Rakka’yı PKK ile birlikte ele geçirme planı işlerse, DEAŞ’çıların oraya gelmesine izin vermeyecektir. Yok, eğer Rusya ve müttefikleri Rakka’ya operasyon yaparsa Musul’daki DEAŞ’çı teröristleri Rakka’ya yollayacaktır.

İhanet alışkanlığı

Bu durumda ABD’nin bölgeyi daha fazla karıştırmasını ve terörün Türkiye için bir tehdit oluşturmasını engellemenin yolu Türkiye’nin Suriye’de Rusya ve müttefikleriyle birlikte davranmasıdır. ABD bunu arzu etmiyorsa,  PKK’nın Suriye kolu olan PYD/YPG ile birlikte çalışmaktan vaz geçmelidir. Zaten böyle bir ihtimalden korkan David İgnatius, Washington Post’taki yazısında çok sevdiği terörist arkadaşlarını ABD’nin muhtemel bir ihanetine karşı uyarıyor. Onların ne yapacağını bilmeyiz de, Türkiye halkının ABD hakkında verdiği hüküm kesindir:  Washington yönetimi ihaneti politikasının merkezine oturtmuştur.

 

gunes.com

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


loading...