• EN
  • RU
  • TR
  • عربي
  • AZ
6 Ocak, Cuma


Dinsiz ve sınırsız terör - Olduğu gibi

Analitik Merkez

A- A A+
Günümüzde insanlık için küresel tehdit olan, barışı açıkça tehdit eden, sivil birge yaşam kurallarını alt üst eden ciddi sorunlardan ilki terör. Son zamanlar terörle mücadelede çabaların birleşmesi hakkında ortak bildiriler uluslararası kamuoyunun bir numaralı konusu haline geldi. Fakat, modern toplumlar terörün küreselleşmesi ve millileşmesi gibi gerçeklikle yüz yüze kaldı.
 
Fransa, Almanya ve Belçika'da yapılan son terör saldırıları bir kez daha kanıtladı ki, terör tehlikesi ülkelerin sınırlarını çoktan aşmıştır ve artık hızla ilerliyor. 2016 yılında ABD'de yapılan ankete göre,  Amerikanların yüzde 79'u uluslararası terör tehlikesini milletlere karşı önemli tehdit olarak görüyor.
Bu yıl dünyada işlenen terör saldırıları sayısına göre rekor sınırı olarak kabul edildi. İstatistiklere göre, 2016 yıl içinde 1170 saldırısı işlendi, 9 bin 855 masum insan kurban oldu.
 
Taliban, Boko-Haram, IŞİD ve el-Kaide gibi radikal gruplar işlenen birçok terör saldırılarına göre sorumludur. Bu gruplar masum insanların katliamı, göç ve insan hakları ihlalleri gibi bir dizi küresel sorununun oluşmasına neden olmuşlardır. Eğer, 2013 yıllarında bu terör örgütlerinin hedefi Suriye, Afganistan, Pakistan ve Nijerya idiyse, şimdi onların ağları tüm dünyada yayıldı.
 
Dinsiz ve sınırsız terör
 
Günümüzde uzmanlar terörizm suçu karakterine göre, milliyetçi, etnik, dini, ideolojik ve diğer türlere bölüyorlar. Ancak, ben farklı fikirdeyim. Bilim ve teknolojinin gelişmesi ve artan küreselleşme döneminde terör yeni ve daha tehlikeli biçim kazandı. Aslında, son zamanlarda bilgi terörü çeşitli örgütlerin ellerindeki önemli silaha dönüştü. Devletler arasında 'duvardan' sınırlar de inşa etmek mümkün, fakat, bu bilginin yayılmasına ve sınırları aşmasına engel olmayacak. Yani, teröristler kendilerine gerekli insanları internet üzerinden bulmak ve psikolojisine, bilincine etki edebilirler.
 
İnsanları terör örgütüne çekmek için genellikle 'yüksek hedeflere dayalı motifler' kullanılır. Özelikle bilinçleri tam olgunlaşmamış gençler radikal milli, sosyal ve dini düşünceleri daha çabuk uyuyorlar. Gençlerin terör faaliyetine katılımı genellikle totaliter (her şeyin rehberden bağımlı olduğu), dini ve ideolojik tarikatlar aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
 
Diğer konu ... 84 kişinin ölümüne, 20'e yakın insanın yaralanmasına neden olan Fransa'nın Nice kentinde işlenen terör eylemi gösterdi ki, terör için özel silah ve patlayıcı düzenek o kadar da önemli değil. (Nice kentinde Bastilya zaferini kutlayan insanlara kamyonetle saldırı yapılmıştı)
 
Terör ideolojik olarak İslam'la gerekçeli onun geniş yayılmasına kapsamı oluşturur. Ayrıca, bu terör mücadele sürecini de aksatıyor ve en büyük kaosa - İslamofobi'ye yol açıyor.
 
Batı ülkelerinde İslam'a karşı saldırgan tutumu durumu daha da zorlaştırıyor, farklı kültürler ve dinler arasında çatışmalarla sonuçlanıyor.
 
Aslında, radikal İslam'la mücadele için Müslüman kadınların tesettürüne yasaklar koymak etkili yöntem değildir. Görüldüğü gibi, yasaklar ne güvenliği sağlayabilir, ne de terör saldırılarının sayısını azaltır.
 
Dini ve etnik ayrımcılık terör örgütlerinin gelişmesinin temel nedenlerinden biridir. Fakat, bir daha vurguluyorum: terörün dini yoktur. Temel dini İslam olan Türkiye'de son yıl içinde işlenen 20'den fazla bombalı saldırıda 300'den fazla sivil sakin öldürüldü. Bu olayların sorumluluğunu ise, Kürt radikal terör çetesi PKK ve IŞİD üstelendi.
 
İlginç olan şu ki, Avrupa'da terör saldırılarına en çok maruz kalan ülkeler (Fransa, Belçika), sırf daha kızgın şekilde Avrupa değerlerini İslami değerlerden savunanlardır. Bu ülkelerin kanun tutanaklarında kamu düzenini korumak ve devletin güvenliğine tehditlerden korumak için bazen dini inanç özgürlüğünün, fikir, ifade özgürlüğünün belli çerçevede kısıtlanması hiç de vatandaşların insan hak ve özgürlüklerinin korunmasının bozulması gibi değerlendirilmiyor. Örneğin, İngiltere'nin terör ve dini aşırılığa karşı kabul edilmiş yasayla terörle ilgili suç işlerinde usul düzenlemelerin olağan kurallardan farklı olduğunu görebiliriz.
 
Ne kadar ki, terör farklı ülkelerde iç sorun olarak tartışılacak, o kendi kökünü daha derinleştirerek gücünü büyütecek. Küresel devletler terörle mücadele konusunu düşününce Ortadoğu ve Afrika ülkelerini unutacaksa bunun hiçbir anlamı olmayacak ve kurbanların sayısı artarak devam edecek.
 
İlk olarak, terörün kaynaklarını - kökünü yok etmek gerekir. Birçok ülkede askeri-siyasi soruna dönüşmüş bu zararlı enfeksiyonun tüm dünyaya bulaşmasına izin vermemek gerekir.
 

Anastasiya Lavrina

Eurasia Diary 

 

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


loading...